Fâtih’in vakfiyesinden…

Tem 7, 2010 by

“Ben ki İstanbul fâtihi abd-i aciz Fâtih Sultan Mehmed, bizâtihi alın terimle kazanmış olduğum akçelerimle satın aldığım İstanbul’un Taşlık mevkiinde kâin ve malûmu’l-hudûd olan 136 bâb dükkânımı aşağıda ki şartlar muvâcesinde vakfı sahîh eylerim. Şöyle ki:

Bu gayrı menkûlâtımdan elde olunacak nemâlarla İstanbul’un her sokağına ikişer kişi tâyin eyledim.

Bunlar ki, ellerinde bir kap içerisinde kireç tozu ve kömür külü olduğu halde günün belirli saatlerinde bu sokakları gezerler. Bu sokaklara tükürenlerin, tükrükleri üzerine bu tozu dökeler ki yevmiye 20’şer akçe alsınlar. Ayrıca 10 cerah, 10 tabip ve 3 de yara sarıcı tayin ve nasb eyledim…

 Bunlar ki, ayın belli günlerinde İstanbul’a çıkalar bilâ-istisnâ her kapuyu vuralar ve o evde hasta olup olmadığını soralar; var ise şifâsı, yada mümkün ise şifâyâb olalar. Değilse kendilerinden hiç bir karşılık beklemeksizin Dâru’ Aceze’ye kaldırarak orada salâh bulduralar!

Maâzallâh herhangi bir gıda maddesi buhranı da vâkî olabilir. Böyle bir hal karşısında bırakmış olduğum 100 silah, ehl-i erbâba verile!  Bunlar ki hayvanât-ı vahşiyenin yumurtada veya yavruda olmadığı sıralarda balkanlara (ormanlara) çıkıp avlanalar ki zinhar hastalarımızı gıdasız bırakmayalar.

Ayrıca külliyemde binâ ve inşâ eylediğim imâret-hânede şehit şühedânın harimleri ve Medine-i İstanbul fukarâsı yemek yiyeler! Ancak yemek yemeye veya almaya bizâtihi kendileri gelmeyip yemekleri güneşin loş bir karanlığında ve kimse görmeden kapalı kaplar içerisinde evlerine götürüle!.”

 

 

Bunu beğendiniz mi? O halde paylaşın:

Related Posts

Share This

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook

YazmaVakti Facebook Sayfası