Oruç Tedavisi

1877 senesinde Dr. Edward Dyun adlı doktor, Amerika’da ilk defa “oruçla” tedavi usulüne başlamıştır ve o, bu başarısını bütün dünyaya ispat etmiştir. Bu sihirli tedavi, Dr. Dyun’a öyle tesir etmiştir ki, “Oruç Tedavisiyle” ilgili kitabında şunları söylemektedir:

“Bu kitap, ilaçlarla tedavi eden bir doktorun hayat tecrübeleri esasıyla yazılmıştır. Ben bütün ilaçların insan sağlığına tamamen faydasız olduğuna emin olduktan sonra, nihayet –oruçla- tedaviyi iyice denedim ve kesin olarak söyleyebilirim ki, bütün hastalıkları, insanın yaratılışına tam uygun fıtri bir tedavi usulü olan –oruç-la kolaylıkla tedavi etmek mümkündür.”

Bilim dünyası açıklamıştır ki, oruç tutan insan, bütün hayat enerjisini, hücrelerini yenilemek için harcar ve beyin, diğer bütün organların adına çalışarak kişiyi bilinçli ve zinde tutar. İnsanın geçici halsizliği ise, açlıktan değil, vücudun kendini yenileme programındaki çalışma kampına alınmasından kaynaklanmaktadır.

Fatma ALADAĞ, Şebnem Dergisi, Ağustos 2011

Bunu beğendiniz mi? O halde paylaşın:
Editör on Ağustos 7th, 2011 | Altında Biliyor muydunuz?, Sağlık | Yorum Yok -

Makam Müziği İle Tedavi

Hazır konumuz makamlarken, Skylife Dergisi’nde okuyup bu günler için sakladığım notları yazma vakti…

Takriben 1000 yıl önce, bugünkü Türkmenistan, Özbekistan, iran, Azerbaycan, Afganistan, Kazakistan bölgelerini içine alan Horasan (Güneş Ülkesi) kültür ve tarihinde başlayan ve günümüzde adedi beş yüze varan musiki makamları ile tedavi uygulaması yapılır. Farabi, ibn-i Sina, Ebubekir Razi, Haşim Bey, Gevrekzade Hafız Hasan Efendi tarafından günümüze ulaşan bu bilgilere göre çeşitli makamların çeşitli organlara ve duygulara etkileri vardır ve bu terapi uygulamasıyla organ ve duygu rahatsızlıkları değişip sağlık gerçekleşir.

MAKAMLARIN ÖZELLİKLERİ

Rast makamı: Koç Burcu. Kemik, beyin ve yağlara etkili. Fazla uyumayı engeller. Düşük nabzın yükselmesine yardımcı olur. Akıl hastalıklarına iyidir. Felç illetine devadır. Başa ve göze etkilidir. Kaslara tesiri vardır. Spazmları çözer.

Hicaz makamı: Yay Burcu. Kemiklere, beyne ve çocuk hastalıklarına tedavi edici etkisi var. Üro–genital sisteme ve böbreklere etki gücü fazla. Göğüs bölgesi diğer önemli etki alanıdır. Düşük nabız atımını yükseltir. Zehirlerin atılmasına yardımcı olur.

Uşşak makamı: Balık Burcu. Kalp, ayak rahatsızlıkları, nikriz (damla) ağrılarına faydalı. Gülme, sevinç, kuvvet ve kahramanlık duyguları verir. Uyku ve istirahat için faydalıdır, gevşeme hissi verir.

Buselik makamı: Oğlak Burcu. Kan dolaşımı, karın bölgesi, kalça, uyluk ve bacak bölgelerine etkili. Kulunç, bel ağrısı ve tansiyon rahatsızlıklarına faydalı. Kuvvet ve barış duygusu verir. Akıl hastalıklarına etkili olduğu konusunda önemli bilgiler var.

Isfahan makamı: ikizler Burcu. Ense, boyun, omuzlar ve sol dirsek için etkili. Güven hissi, uyum sağlama, hareket yeteneği, zihin açıklığı, gönül yenileme, düzgünlük verme, zekâyı açma ve hatıraları tazeleme özelliği mevcuttur.

Zirefgend makamı: Yengeç Burcu. Sırt, mafsal ağrılarına ve kulunca faydalı. Beyinle ilgili ağız çarpılmasına, kalp, ciğer, göğüs, kalça ve sağ omuza etkili. Meclisin neşesini arttırır, derin duygu hissi verir.

ŞİFAHANELER

900 sene önce Selçuklu Sultanı Nureddin Zengi tarafından yaptırılan Şam’daki Nureddin Hastanesi’nde  müzik terapi uygulaması başlamış olup Mardin (1108-1122), Kayseri (1205), Sivas (1217), Divriği (1228), Amasya Darüşşifası (1308), Bursa (1400), istanbul, Fatih Darüşşifası (1470), Edirne (1484-1488), Manisa (1539) şifahanelerinde yetişmiş tedaviciler tarafından müzik terapi uygulandığına dair bilgi belge ve rivayetler mevcut.

(Evliya Çelebi Seyahatnemesi ve vakfiyeler).

Kaynak: Rahmi Oruç GÜVENÇ, Skylife, Kasım 2010 sayısı

Bunu beğendiniz mi? O halde paylaşın:
Editör on Mayıs 8th, 2011 | Altında Biliyor muydunuz?, Sağlık | Yorum Yok -

Bilim dünyası zikrin faydalarını keşfetti

Hollanda’da Van der Hoven isimli bir profesör, hastaları üzerinde yaptığı araştırmalar sonucu Allah lafzını tekrar etmenin ruh ve beden sağlığına olumlu katkıları olduğunu buldu.

Düzenli olarak zikir ve Kur’an ile meşgul olmanın psikolojik rahatsızlıkları tedavi edebildiğini belirten Profesör Hoven, üç yıl süren araştırmaları sonucunda Allah ism-i şerifini tekrarlamanın kişiler üzerindeki müspet etkisini bilimsel olarak ispatladığını belirtiyor. Özellikle tansiyon ve stres problemi olan hastalara yaptırılan zikir esnasında, Arapça bilmeyenlere Allah lafzının düzgün şekilde telaffuzunun öğretildiğine yer veriliyor. Düzenli yapılan tekrarlar sonucu, hastalarda fark edilir bir iyileşme gözlemlendiği anlatılıyor.

Allah lafzının harflerine dikkat çeken Hollandalı bilim adamı açıklamalarında, ismi şerifin ilk harfi ile çıkan “A” sesinin solunum sisteminden geldiğine ve nefes alışı kontrol ettiğine işaret ediyor. İkinci harf olan “lam” harfi, dil ve üst damak ile yapılan kısa bir duraklamaya yol açıyor ve bu duraklamanın aynı şekilde tekrarlanması genel bir rahatlama ve gevşemeye sebep oluyor. Son harf olan “he”nin söylenişi ise, akciğerler ve kalp arasında bağlantı kuruyor, kalp atışlarını kontrol ediyor.

Araştırmanın dikkat çekici bir başka özelliği de, Profesör Van der Hoven’ın bir gayri müslim olması. Zikrin hastaları üzerindeki olumlu etkisini gözlemleyen Hoven, Kuran-ı Kerim’i inceliyor ve İslami ilimler üzerine araştırmalar yapıyor. 

Sağlıklı yaşam uzmanı da zikri tavsiye ediyor

Sağlıklı yaşam uzmanı Doktor Ender Saraç da zikrin sağlığımıza olumlu katkılarını keşfeden bilim adamlarından. Sağlıklı yaşam, doğal tıp, doğru beslenme, obezite ve stres gibi konularda danışmanlık yapan Saraç kitabında, “Hiçbirimiz boşuna yaratılmadık ve hiçbir şey, hiçbir olay tesadüf değil…” alt başlığında Allah’ın 99 ismini yani Esmaü’l-Hüsna’yı zikretmenin bir enerji tekniği olduğuna ve insana huzur verdiğine işaret ediyor.

Esma-ül Hüsna’nın insanın ruhsal gelişimine destek olduğunu ayrıntılarıyla açıklayan yazar, ayrıca ilginç bir tezde bulunuyor. “Ayetü’l-Kürsi, Felak ve Nas sureleri okunduğunda insanın aurasının kalınlaştığı yani korunduğu çok kısa süre içinde ince aletlerle tespit edilebilecek. İnsanlığa yararlı olabilecek enerji bizim inanç sistemimizde var” diyen Saraç, “Toplumda daha olumlu enerjiler veren insanların oranı arttıkça, Batı’ya bile meditasyon ve reikilerden çok daha güzel şeyler sunacağız” diye ekliyor.

Ceyda Arın

Bunu beğendiniz mi? O halde paylaşın:
Editör on Nisan 25th, 2011 | Altında Biliyor muydunuz?, Sağlık | Yorum Yok -

Ayna nöronlar ve taklit…

Ayna nöronlar, başta işitme ve görme olmak üzere bütün duyular vasıtasıyla, dış dünyadan gelen sinyalleri alıp, âdeta onların fotokopisini saklayan hücrelerdir.

İnsan elinde olmadan çevresindeki kişilerin mimiklerinin, hâl ve tavırlarının tesirine girer. Aynı davranışları o ânda hemen doğrudan sergilemese bile, beynine kaydeder.

Televizyonda film seyrederken acıklı bir sahne gördüğümüzde kendimizi tutamayıp ağlamamız gayet tabiî bir hâdisedir. Kişi elinde olmadan bu davranışı göstermektedir. Bazen nerede duyduğumuzu hatırlayamadığınız bir şarkının melodileri istemeden dilimize dolanır. Esneyen birinin, ortamdaki diğer kişilerin de uykusunu getirdiğini ve esnemelerin giderek arttığını çoğumuz biliriz.

Şizofreni, otizm ve diğer bazı psikiyatrik bozuklukların temelinde de ayna nöronların rol oynayabileceği düşünülmektedir. Buna “kırık ayna teorisi” denmektedir. Bu tip psikolojik hastalığı olan kişiler karşısındakine ayna olamamakta, yani empati kuramamakta veya aynasındaki görüntü kırık olmaktadır.

Hayvanlarda nimet-i İlâhî olarak mu’cizevî bir yön ve yer bulma kabiliyeti vardır. Kudreti Sonsuz, sevk-i İlâhî olarak isimlendirdiğimiz birçok faaliyeti hayvanlara ilham ederken, bir ara istasyon veya bir sebep olarak ayna nöronları vazifelendirmektedir. Bazı kuşlar, yaz aylarında yiyeceklerini toprağa gömer. Kış aylarında her yer karla kaplandığında kuşun yiyecek bulamama endişesi yoktur. Çünkü yazın toprağa gömdüğü palamudun yerini unutmamıştır. Bir dalma hareketiyle toprağın altındaki yiyeceği çıkarıp afiyetle yemektedir.

30 milyar nöron kullanılarak mükemmel bir sistem içinde inşa edilen insan beyninin henüz ortaya çıkaramadığımız sanatlı yapılarının, yakın gelecekte biraz daha aydınlatılabilmesi en büyük temennimizdir.

Prof.Dr. Ömer ARİFAĞAOĞLU

Bunu beğendiniz mi? O halde paylaşın:
Editör on Nisan 24th, 2011 | Altında Biliyor muydunuz?, Sağlık | Yorum Yok -

Ömrünüzü “ne derler hastalığı”ile harcamayın…

Etrafımızdaki bütün insanları bizden memnun etmek bu dünyadaki en zor işlerdendir. Bu imkansız olduğu gibi, gereksizdir de

İnsan fıtratını tanımalı ve insanlık tarihini iyi bilmedir. Bu dünyadaki insanların birçoğu, kendisini yoktan yaratan, sonsuz rahmetiyle yaşatan, rızıklandıran, göğü ve yeri hizmetine sunan Rabbi’nden bile razı değildir; O’nu tanımaz, inkar eder.

Demek ki asıl olan halka göre davranmak değil, Hakk’a bakarak hak üzere yaşamaktır. Halk, hayatın bir gerçeğidir, fakat hayatımızın sahibi değildir.

Pek çok kimse, halkı ölçü alır; “Halk ne der, insanlar hakkımda ne düşünür; ben onların karşısına nasıl çıkarım!” diye hayatını halka göre düzenlemeye, insanların beğenisine göre giyinip kuşanmaya, süslenmeye, eğlenmeye, davranmaya çalışır. Bu arada hiç “Hak ne der; Rabbim’in huzuruna nasıl çıkarım, bu iş helal mi haram mı, sonu nereye varır?” diye düşünmez. Oysa bu anlayış bir aldanıştır, sonu üzücüdür, vebali büyüktür.

Bazen ne yapsak insanlara yaranamayız

İnsanlar çok konuşana geveze derler, az konuşana dudu kuşu gibi dilini yutmuş, kendini beğenmiş derler. Çok yiyene obur, az yiyene “Malını yiyemiyor, mezara götürecek herhalde!” derler. Çok mal harcayana müsrif, hiç harcamayana cimri derler. Hiç ibadete yanaşmayana beynamaz, çok ibadet edene de, “Başımıza sofu kesildi, çok derine daldı, adam yakında uçacak” derler. Güzel giyinene “Caka satıyor” derler, pejmürde giyene paspal derler. Derler de derler…

Dr. Dilaver SELVİ

Bunu beğendiniz mi? O halde paylaşın:
Editör on Mart 13th, 2011 | Altında Sağlık | Yorum Yok -

Unutkanlık…

Unutma ve hatırlama mekanizması bu gün dahi tam bilemediğimiz iki mucizevi özelliğidir insanoğlunun.

Çağımızın yorgun, bir o kadar da yoğun insanı en çok unutkanlıktan yakınır durumdadır.

Teknoloji kullanımı ve hızlı yaşama zorunluluğu yanında beslenmede yapılan hatalara, muhabbetsiz yaşama tarzına ve birde hareket azlığını eklediğimizde unutkanlığın sebeplerine inmiş oluruz.

Son yıllarda yapılan çalışmalarda gösteriyor ki daha önce 60′lı yaşlarda görmeye başladığımız unutkanlık şikayetini, şimdilerde 20 -30′lu yaşlarda görmeye başladık.

Öğrencilerin günlük yaşamlarının bir parçası haline gelen sınav ve sınavla ilgili stres başlı başına bir unutkanlık sebebi olarak karşımıza çıkıyor.

Teknolojinin bize hediye ettiği elektronik cihazlar, mobil telefonlar, diz üstü bilgisayarlar ve internet kullanımı yanında, magnetik ve elektronik dalgaların da beyin hücrelerimizde yaptığı ciddi etkiler unutkanlık sebepleri arasında…

Bilgileri saklamak için hafızayı yormaya, zorlamaya gerek kalmaması bir başka unutkanlık sebebi. Bize hatırlatma görevi yapabilecek o kadar çok alternatifimiz var ki, artık hafızayı kullanma ihtiyacı hissetmez olduk.

Kulağımıza küpe yapabilecek yada parmağımıza yüzük geçirebilecek önemde hatırlamamız gereken şeyleri, elektronik not defterlerine ya da alarmlı elektronik cihazlara kaydederek artık zihnimizi zorlamaz olduk.

Dr. Ali AKBEN

Bunu beğendiniz mi? O halde paylaşın:
Editör on Şubat 16th, 2011 | Altında Biliyor muydunuz?, Sağlık | Yorum Yok -

Beyin…

Bir insan vücudundaki bütün sinir liflerinin toplam uzunluğu 768.000 km. kadardır (Dünya’dan Ay’a gidiş-geliş mesafesi).

Bir sinir hücresi aynı ânda 200.000′den fazla bilgiyi nakledebilir.

İnsan vücudundaki bütün sinir hücrelerinin toplamı 30 milyar kadardır.

Bunun 10 milyarı beyin kabuğunda, 10 milyarı da, beyincik kabuğunda yer alır.

Doğumdan itibaren her gün sinir hücrelerinin 50.000–100.000 kadarı kaybedilir; bu rakamlar sizi korkutmasın, zîrâ 70 sene yaşayan bir insanın ölen sinir hücrelerinin toplamı 1,5–2 milyar kadardır.

Rabb’imiz 30 milyar sinir hücresi verdiğine göre, kaybedilen hücreleri normal bir yaşlanma süreci olarak değerlendirebiliriz.

Mukayese edersek, sineğin beynine bir milyon, farenin beynine de 100 milyon sinir hücresi yerleştirilmiştir.

Bu yazıyı okurken beyninizde milyarlarca hücre bir taraftan okuduğunuzu anlaya çalışıyor, bir taraftan kaslarınızın duruşunu kontrol ediyor, bir taraftan gözünüze çarpan görüntüler, kulağınıza gelen sesler, bağırsaklarınızdaki hareketler, sırtınızda kaşınan bir sivilce, ayağınızı sıkan ayakkabı vs. her şeyden haberdâr olarak, ehemmiyet sırasına göre cevap üretmeye çalışıyor; bir taraftan da bazı bilgileri hafızaya kaydederken, eski yaşadıklarınızdan bazı şeyleri hatırlama gayreti gösteriyor…

Prof. Dr. Arif SARSILMAZ

Bunu beğendiniz mi? O halde paylaşın:
Editör on Aralık 6th, 2010 | Altında Biliyor muydunuz?, Sağlık | 1 Comment -