Hüznün Fiziği

Babam ve Zeynep’le Süreyya Operası’ndaki bir konsere doğru yürürken sağanak yağışa yakalanıp sığındığımız kitapçıda görmüştüm bu kitabı.
Hem adı hem de kapağı ( Picasso’nun Minotorların Kralı adlı tablosu) dikkatimi çekmişti.
Bir patolojik empati hastası olan Georgi Gospodinov, en şiddetli aşamasının çocuklukta yaşandığı ataklarıyla; dönemden döneme, hikâyeden hikâyeye, zaman ve mekanlar arasında dolaşıyor.
Başkalarının zihinlerine sızarak onların öykülerini adeta kendi yaşıyorcasına tecrübe eden Gospodinov, onların acılarını da derinden hissediyor.
Hemen belirteyim; bu yolculuklar sadece insan bedenleriyle sınırlı değil.
Dedesinin 1. Dünya Savaşı’ndaki anılarına, babasının 2. Dünya Savaşı dönemine ve kendisinin Bulgaristan’da geçen çocukluğuna uzanan hikayelerde
Gospodinov; yalnızlığın, “öteki” olmanın ve hüznün altını çiziyor.
Kitabın merkezinde yer alan boğa başlı Minotor miti kitap boyunca bize eşlik ediyor ve bakın hüznün fiziği nasıl ortaya çıkıyor: Hüznün tıpkı gazlar ve buharlar gibi kendine ait bir hacmi ve şekli yoktur, içinde bulunduğu kabın veya alanın şeklini ve hacmini alır. O dünyadaki tüm renk ve kokulara bürünebilen bukalemun bir gazdır, aynı şekilde bazı renkler ve kokular onu kolayca aktive edebilir.
Zaman zaman beni güldüren öyküler de vardı. Göz atmak isterseniz; aşağıda sizin için iki görsel daha var. 😊






