Toplumun ve İnsanın “Tuş” Olduğu Anlar

Haldun Taner’in 1951 tarihli Tuş kitabı, insanın zayıflıklarını, toplumsal ve kültürel yozlaşmayı, sınıfsal eşitsizlikleri ve ikiyüzlülükleri ele alan hikayelerden oluşuyor.
Kitaptan özellikle iki öyküye dikkat çekmek istiyorum:
1. Tuş
Kitaba da adını veren öykü. Nüfuzlu bir kişinin oğlunun işlediği bir suç ve toplumun bu olay karşısındaki ikiyüzlü, çıkarcı tutumu.
Başta namus ve adalet çığlıkları atan mahalle halkının bu otoriter gücün karşısında nasıl birer birer boyun eğdiğini, tıpkı bir güreşçinin minderde sırt üstü yere serilmesi gibi, iddialarından vazgeçerek “tuş” oluşlarını anlatıyor.
Çıkarları ve korkuları yüzünden davayı yarıda bırakıp geri çekiliyorlar.
2. İstediği Şarkıyı Dinleyebilmek
Bireyin özgürlük arayışını, seçme hakkını ve baskılara karşı duruşunu anlatıyor.
Hikâyede radyo, sadece bir eşya değil, kişinin kendi hayatını ve zevklerini özgürce yönlendirmesinin simgesi. Hatta Nazi Almanya’sındaki sansür ve propaganda politikaları üzerinden evrensel bir özgürlük vurgusu da yapıyor.




